İşte beyni koruyan üç silahşör!

07.02.2019
27
İşte beyni koruyan üç silahşör!

Mineraller vücudun gelişimini sağlaması ve yaşamımızı sürdürmemiz için zorunlu olan olağanüstü inorganik maddelerdir. Beden yapısının yüzde 4 gibi ufak bir kısmını oluşturup büyük oranda kemik, diş, kas ve kanda bulunurlar. Selahattin Dönmez özellikle beyin gelişiminde rol oynayan, hafıza ile ilişkili Alzheimer gibi hastalıkları önleyen üç mineralin İyot, magnezyum ve çinkonun sağlığımıza faydalarını anlattı…

İYOT

Boyundaki tiroid bezinden salınan tiroid hormonları içerisinde yer alan önemli minerallerden biri olan iyotun yeterli miktarda alımı her yaş için önemlidir. Hamilelik sürecinde orta seviyede iyot beceriksizliği bile fetüsün beyin gelişimi üzerinde kalıcı tesir bırakabilir. Bu yarıyılda noksanlığa bağlı temel hastalık us geriliği, şaşılık ve sağırlık ile karakterize kretenizmdir. Ayrıca iyot tüketimi noksan olan annelerin çocukları daha düşük doğum ağırlığına sahip olmaya meyillidir ve yaşama ihtimalleri sağlıklı çocuklara oranla daha azdır. Çocuğun hayatının ilk iki yılında iyottan noksan beslenmesi bilişsel ve motor gelişimin gecikmesine neden olarak konuşma, öğrenme, okuma ve davranış bozuklukları oluşturabilir. Tiroid hormonlarının bileşiminde bulunan iyot ayrıca vücudun enerji metabolizmasını da kumpaslar. Tiroid bezinin az çalışması ve tiroid üretimi için zorunlu iyotun yetersizliği sonucunda beden dokuları için zorunlu tiroid hormonu salgılanamaz ve tiroid hormon seviyesi düşer. Metabolizma yavaşlar, kabızlık oluşur. Kan yağları fazla yakılamaz, kolesterol ve kan yağları yükselir. Bu nedenle hipotiroidi hastaları kilo vermekte sağlıklı bireylere kıyasla eforluk yaşar. Yetişkinlerde iyot beceriksizliği ile karakterize guatr hastalığı da sıklıkla görülmektedir.

TUZDA VE TOPRAKTA BULUNUR

İyot tabiatta tuzlu sularda ve muhtelif topraklarda bulunur. Su ve toprağında yeterli miktarda iyot bulunmayan ülkelerde iyotlanmış sofra tuzlarıyla ihtiyaç karşılanır. Başlıca kaynakları deniz mahsulleri, deniz likenleri ve iyotlu tuzdur

MAGNEZYUM

Vücutta iskelet, kas, kan ve dokularda en çok bulunan minerallerden biri de magnezyum. Özellikle kalp ve beyinde öbür dokulardan daha yoğun bulunması, nörolojik ve kardiyak sağlık üzerinde tesirli olmasını sağlar. Magnezyum 300’den fazla enzimin yapısına katılarak doku ve uzuvlardaki biyolojik tepkini gerçekleştirir. Enerji yapımında, gıda öğelerinin metabolizmasında, kas ve sinirlerin uyarılmasında, glikoz kontrolünde, kan tazyikinin düzenlenmesinde misyon alır.

UZUN SÜRELİ HAFIZAYI DESTEKLER

Magnezyum beyin hücreleri arasında iletişimi sağlayan sinapsları güçlendirir ve beyindeki hipokampüs bölgesince denetlenen uzun yarıyıllı belleğin sürdürülmesini sağlar. Magnezyum beceriksizliği durumunda andırma ve konsantrasyon problemleri oluşabilir. Ayrıca yapılan araştırmalarda magnezyumun Alzheimer hastalığında oluşan amiloid plakları yüzde 36 oranında azaltabileceği; bununla birlikte Parkinson, multiple skleroz gibi nörolojik hastalıkların tümünde etkin olduğu ortaya konulmuştur. Magnezyum duygudurumu ve stresi de kumpaslar, bu nedenle eksiklik durumunda depresyona, anksiyeteye ve fazla telaşlanmaya eğilim gözlenir. Öbür bir yandan kronik stres varlığı da magnezyum seviyesini düşürür.

HAYVANSAL VE BiTKİSEL KAYNAKLARI

Magnezyum tabiatta hayvansal ve nebatsal kaynaklarda bulunan bir mineraldir. Toprakta magnezyum eksik ise o topraklarda yetişen yiyecekler de magnezyumdan fakir kaynaklar olur. Kuru baklagiller, badem, ceviz, fındık, fıstık gibi yağlı tohumlar, koyu yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıl mahsulleri, magnezyumdan zengin kaynaklardır.

ÇİNKO

Bir öbür önemli mineral çinko vücutta en fazla karaciğer, pankreas, böbrekler, kemik ve epitelyum dokularda bulunur. Bir Hayli enzimin yapısına katılan çinko büyüme ve cinsiyet uzuvlarının gelişiminde, görme işlevinde, bağışıklığın oluşmasında oldukça faaldir. Bununla birlikte özellikle beyin işlevlerinde büyük role sahiptir.

KAN-BEYiN BARIYERİNİ GÜÇLENDİRİR

Çinko beyni toksik ajanlardan ve yabancı maddelerden korur. Beceriksizliğinde kan-beyin bariyerinin geçirgenliği artar ve beyin bakteri, virüs maruziyeti ile karşı karşıya kalır. Çinko seviyesinin azalmasıyla şizofreni hastalığı arasındaki irtibat da bazı çalışmalarla gösterilmiştir. Ayrıca çinko noksanlığının okul çağı çocuklarda hiperaktivite semptomlarının artmasına neden olabileceği bildirilmiştir.

SOĞUK ALGINLIĞINA KARŞI KORUR

Çinko, T lenfositler gibi vücudun bağışıklık personellerini devreye sokarak üst solunum yolu enfeksiyonlarını daha kısa müddette atlatmanıza dayanakçı olur. Bir araştırmada, çinkonun öksürme, hapşırma, baş sancısı, ateş gibi soğuk algınlığı semptomlarını yüzde 40 oranında azalttığı bulunmuştur.

ETTE DE VAR YUMURTADA DA

Et, karaciğer, yumurta ve deniz mahsulleri azami çinko içeriğine sahip gıdalardır. Bunların yanında kuru baklagiller, yağlı tohumlar da çinkonun iyi kaynaklarıdır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.